Tanınmış Marka Müracaatı

Tanınmış marka kavramı; Dünyada ilk kez sınai mülkiyet haklarının korunması konusundaki ilk uluslararası sözleşme olan Paris Sözleşmesi ile, ülkemizde ise 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı  idari ve mali özerkliğe sahip Türk Patent Enstitüsü’nün (TPE) kurulmasının hemen ardından, 1995 yılında gündeme gelmiştir.

Tanınmış markalar,  toplumda ulaştıkları tanınmışlık nedeniyle, marka taklitçilerine karşı daha kapsamlı bir koruma elde ederler. Ayrıntılı olarak bakılırsa; tescilli bir markanın aynısı ya da benzeri farklı bir mal ve hizmet grubunda tescil edilebilirken;

“Tanınmış bir markanın aynısı ya da benzeri bir marka, farklı bir sektörde faaliyet gösterse dahi tescil edilemez.”

Marka sahibinin böyle bir marka başvurusuna itirazda bulunmasına gerek kalmadan, Türk Patent Enstitüsü re’sen tanınmış markanın aynısı ya da benzeri olan bir markayı reddeder.

Bir marka sahibinin markasının tanınmış marka olması önemli bir prestij göstergesidir. Tanınmış marka sahiplerinin herhangi bir davada marka haklarına tecavüz iddiasını ispat edebilmeleri, markalarına taklit girişiminde bulunan bir kimsenin kötü niyetini kanıtlamaları daha kolaydır. Ayrıca, tanınmış marka sahiplerinin taklit marka sahibine karşı açacakları bir davada tazminat davasında uğradıkları zararlarının büyüklüğünü kanıtlamaları alelade marka hakkı sahiplerine göre daha kolaydır.

Günümüzde marka hakkı sahiplerinin tanınmış marka statüsü kazanabilmeleri iki yolla mümkündür; 

– Birincisi, halihazırda devam eden bir dava içerisinde markanın tanınmışlığının tespitinin istenmesi,

– İkincisi, Türk Patent Enstitüsü’ne yapılacak “Tanınmışlığın Tespitine Yönelik” başvuru yapılmasıdır.



Open chat
Merhaba,
Size nasıl yardımcı olabilirim?